top of page

I. Murad, oğlu Yıldırım Bâyezid’e nasıl bir miras bıraktı?

  • Yazarın fotoğrafı: Editör
    Editör
  • 29 Haz 2021
  • 2 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 6 gün önce

Osmanlı Beyliği’nin ilk dönemlerindeki askerî kuvvetleri Edirne’nin fethinden sonra, imparatorluğun artan askerî ihtiyacını karşılamamaya başlamıştı. Ayrıca Osmanlı Beyliği yavaş yavaş merkezileşmeye başlıyordu. Bütün bu ihtiyaçlar merkezde bulunacak daimi bir ordu tarafından karşılanabilirdi. I. Murad devrinde Çandarlı Kara Halil ile Kara Rüstem, Hristiyan esirlerden merkezî bir ordu için istifade edilmesi düşüncesini ileri sürdüler. Bu teklif üzerine Rumeli’de akınlarda bulunan beylere haber salınıp alınan esirlerin beşte birinin devlet hissesi olarak ayrılması emredildi. Devlete verilen esirler belirli bir eğitimden geçirildikten sonra asker olarak kullanılmaya başlandı. Böylece yeniçerilerin de içinde yer aldığı Kapıkulu Ocakları’nın temeli atıldı. I. Murad devrinde kurulan Kapıkulu sistemi, Yıldırım Bâyezid’in zamanındaki merkezîleşme çabalarıyla birlikte oldukça büyük bir gelişme gösterdi.



I. Murad, Balkan devletleri ile mahalli senyörleri vasal hâline getirerek, vasal devletlerden mürekkep bir imparatorluk kurmuştu. Onun hükümdarlığı zamanında Osmanlılar, beylikten devlete geçtiler. I. Bâyezid, babasının vasal prenslik ve beyliklerden oluşan devletini, merkeziyetçi bir imparatorluk hâline getirmeye kalkışacak, ancak bu teşebbüsü Timur’un vurduğu darbe ile yarım kalacaktır.


I. Murad’ın bıraktığı en somut miras, devasa bir coğrafi genişlemedir. Tahta geçtiğinde yaklaşık 95.000 km² olan devlet topraklarını, vefat ettiğinde yaklaşık 500.000 km²’ye çıkarmıştır. Edirne’yi fethederek payitaht yapmış, Balkanlar’da kalıcı bir Türk hakimiyeti kurmuştur. Yıldırım Bâyezid, babasından Tuna Nehri’ne kadar uzanan, Bizans’ı adeta bir ada gibi çevreleyen ve Anadolu’da ise birçok beyliği nüfuzu altına almış, stratejik olarak kusursuz bir konumda olan bir devlet devralmıştır.


I. Murad, sadece toprak fethetmemiş, bu toprakları yönetecek sistemi de inşa etmiştir. Yıldırım Bâyezid’e devredilen en büyük miraslardan biri, merkezi otoriteyi güçlendiren "Ülke hükümdar ve oğullarının ortak malıdır" anlayışıdır. Bu kural, taht kavgalarını bir nebze olsun düzene sokma amacı taşımıştır. Ayrıca, Osmanlı ordusunun vurucu gücü olacak Yeniçeri Ocağı’nın temellerinin atılması ve Rumeli Beylerbeyliği’nin kurulması, Bâyezid’in hem askeri hem de idari açıdan güçlü bir bürokrasiyi hazır bulmasını sağlamıştır.


I. Murad, devletin prestijini uluslararası arenada zirveye taşımıştır. Kosova’da Haçlı ordularına karşı kazanılan zafer, Osmanlı’nın Balkanlar’dan kolay kolay atılamayacağını tüm dünyaya ilan etmiştir. Bu askeri başarı, Yıldırım Bâyezid’e Müslüman dünyasında büyük bir meşruiyet ve "gazi" hükümdar imajı bırakmıştır. Bâyezid bu mirası kullanarak, daha sonra halifeden "Sultan-ı İklim-i Rum" unvanını alacak ve Anadolu Türk birliğini kurma yolunda bu otoriteyi sonuna kadar kullanacaktır.

Yorumlar


Bu içerikler de ilginizi çekebilir:

sanal tarih yeni logo (1).png
bottom of page