top of page

Mezopotamya ve Mısır

Antik Mısır'ın Gizemli Dünyası

16 Ocak 2025

Antik Mısır'ın Gizemli Dünyası

Antik Mısır, dünya tarihinin en büyüleyici ve gizemli medeniyetlerinden biri olarak kabul edilir. Nil Nehri'nin verimli vadisinde yükselen bu uygarlık, muhteşem piramitleri, karmaşık hiyeroglif yazı sistemi ve etkileyici sanat eserleriyle tanınır. Bu yazıda, Antik Mısır'ın kültürel, dini ve bilimsel mirasını keşfedeceğiz. Kültürel Zenginlik Antik Mısır kültürü, belki de en çok sanat ve mimarisiyle dikkat çeker. Piramitler, sadece firavunların mezarları değil, aynı zamanda Mısırlıların mühendislik ve astronomi bilgilerinin de bir göstergesidir. Özellikle Giza Piramitleri, büyüklükleri ve hassas inşaat teknikleriyle hala modern bilim insanlarını şaşırtmaktadır. Mısırlılar, sanatlarında gerçekçilikten çok sembolizmi tercih etmişlerdir; duvar resimleri, heykeller ve hatta günlük eşyalar üzerindeki süslemeler, yaşamın ötesindeki yaşamı ve tanrıların dünyasını yansıtır. Dini İnançlar ve Mitoloji Mısır dininde, hayatın her alanı tanrılarla iç içe geçmişti. Osiris, İsis, Ra ve Anubis gibi tanrılar, Mısır mitolojisinin merkezinde yer alır. Örneğin, Osiris ölüm ve yeniden doğuş tanrısı olarak, firavunların öbür dünyaya geçişini sembolize eder. Mumyalama, bu inancın bir yansıması olarak, bedenin ölümden sonra korunması için geliştirilmiş karmaşık bir ritüeldir. Bilim ve Teknoloji Antik Mısır'ın bilimsel katkıları da küçümsenemez. Tıp alanında, ameliyat teknikleri ve hastalıkların tedavisine dair belgeler, Mısırlıların bu konudaki ileri düzey bilgisini gösterir. Ayrıca, yıldızların hareketlerini izleyerek geliştirdikleri takvim sistemi, çiftçiliğin planlanmasında büyük rol oynamıştır. Antik Mısır, bize sadece geçmişi anlatmakla kalmaz, aynı zamanda insanlığın bilim, sanat ve kültürel mirasının nasıl geliştiğini de gösterir. Bu gizemli uygarlık, bugün bile arkeologlar, tarihçiler ve meraklılar için bir araştırma ve keşif alanı sunmaktadır. Her bir keşif, Antik Mısır'ın nasıl bir zirve medeniyet olduğunu bir kez daha kanıtlamaktadır. Bu yazı Antik Mısır'ın sadece birkaç yönüne ışık tutmuş olsa da, bu büyüleyici medeniyetin derinliklerine inmek için sadece bir başlangıç noktasıdır.

1

dk.

Mısır Piramitlerinin Bilinmeyen Yönleri

21 Nisan 2022

Mısır Piramitlerinin Bilinmeyen Yönleri

İ.Ö 3000 yılına dayanan tarihi geçmişi ile Mısır, ulaştıkları medeniyetle bugün bile bizi etkilemeye devam ediyor. İlkçağ medeniyetlerine göre tıp, geometri, sanat, astronomi ve din gibi pek çok alanda ileri bir seviyede olan Mısır inşa ettikleri piramitleri ile bu durumu bize kanıtlıyor. Peki ‘piramit’ adı nereden geliyor? Osmanlı kaynaklarında piramitler, ‘Yusuf Ambarları’ olarak isimlendirilmektedir. Bunun nedeni Yusuf peygamber Firavun’un emri ile devletin mali işlerinden sorumlu tutulduğu zaman, Mısır’ın bolluk döneminde devasa boyutlarda ambarlar inşa ettirdi ve tüm hububatı bu ambarlarda saklayarak kıtlık döneminde halkın açlıktan kırılmasını önledi. Buradan yola çıkarak tarihte Yusuf Ambarı olarak anılırken bugün yabancıların literatüründen öğrendiğimiz piramit adıyla tanımlıyoruz. Yabancı sömürgeciler tarafından verilen piramit, sfenks, obelisk gibi pek çok tabir sanki tarihte de böyleymiş gibi kabul edilmiştir; oysa ki o topraklarda İngilizler 1 asır Osmanlı ise 4 asır kalmıştır. İnsan eliyle inşa edilen piramitlerin yapımına gelecek olursak, bir mühendislik harikasına şahit oluruz. Mısır’ın en meşhur piramitleri olan Gize piramitlerinin (Keops, Kefren, Mikerinos) her birinin köşesi bir diğerine tutturularak çizildiğinde ortaya pürüzsüz bir çizgi çıkacağı gibi güneşin hareketleri ile de büyük bir bağlantısı vardır. Güneş ışınlarının piramitlerin içinde oluşturduğu atmosfer ile hiçbir cesedin içeride çürümesi, ekmeğin küflenmesi ve hububatın güvelenmesi mümkün değildir. Bu dünyanın 7 harikasından biri olan piramitler peki nasıl inşa edildi? Bugünün teknolojisinden uzak olan Mısır, insan gücünü kullandı. 1926 yılında Gize Piramitlerinin yakınında bulunan bir işçi mezarlığındaki cesetler incelendiğinde neredeyse tüm sorularımız cevaplandı. Bu nekropoldeki cesetlerin her birinin iskelet sistemlerinin bozuk olduğu ve hemen hemen hepsinin 40 yaşına dahi gelemeden öldükleri anlaşıldı. Kölelerin Mısır’da hiçbir değerinin olmadığı, 15 yaşına gelen birçok çocuğun bu zorlu şartlar altında sadece mercimek lapasıyla beslenerek çalıştığı ve bu uğurda öldüğü ortadadır. 1. Gize Piramitleri Keops Piramidi 2 milyon taştan oluşur ve her bir taşın ağırlığı 2 ila 15 ton arasında değişir. 2. Kefren Piramidi ve Koruyucusu Sfenks Mısır’ın başkenti Kahire’de bulunur. En önemli özelliği piramidin ucundaki koruyucuların bozulmadan günümüze gelmiş olmasıdır. 3. Meydum Piramidi İ.Ö 2570 yılına tarihlenir. 8. Basamağı inşa edileceği sırada yıkılmıştır. 4. Sakkara Piramidi 63.17 metredir. Dünyanın ilk inşa edilen piramididir. 5. Dahşur Piramidi Mısır'ın ilk gerçek geometrik piramididir.

2

dk.

Mezopotamya mitolojisinde yaratılmış ilk insan olan Adapa kimdir?

14 Temmuz 2024

Mezopotamya mitolojisinde yaratılmış ilk insan olan Adapa kimdir?

Adapa, Mezopotamya mitolojisinde yaratılmış ilk insandır. Adapa Sümer kralları listesinde ulusun ilk lideri olarak geçer. Farklı biçimlerinde Oanes ve Alulim olarak da anıldığı olmuştur. Akadca'da ismi Adamu, erkek insan anlamına gelir. Öykü İbrahimi dinlerde yer, alan yasak meyveden yiyen Adem ile Havva'nın cennetten atılması öyküsü ile ilişkilendirilmektedir. Adapa antik Eidug şehrinin kralıydı. Enki tarafından yaratıldığına inanılan Adapa bir bakıma Enki'nin oğlu olarak düşünülmüştür. Yarı faniydi ama ölümsüzlerin kuvvetine sahipti. Evrenin tüm bilgisinin üçte birine sahip olduğu, bu bilginin ona Enki tarafından öğretildiğine inanılırdı. İnsanlığa dili öğretenin Adapa olduğuna inanılır. Kral olarak görevlerinin yanı sıra bir din adamıydı. Öldükten sonra yarı tanrılar sınıfı olarak değerlendirilen yedi büyük bilgeden (Apkallu/Abgal) biri olmuştur. Adapa mitinin öyküsü Mite göre Adapa tanrısal soydan gelen bir fanidir. Balıkçı teknesini devirdiği gerekçesiyle Güney Rüzgarı'nın kanatlarını kırınca cennetin ve tanrıların tanrısı olan Anu'nun önünde hesaba çekilir. Adapa'nın koruyucu tanrısı olan Ea/Enki, cennetteyken yiyip içmemesi gerektiği konusunda onu uyarır. Bu aslında bir aldatmadır, böylece Adapa'nın ölümsüz olma şansını elinden almıştır. Bu mite göre ise insanların ölümlü oluşu Adapa'nın hatasından kaynaklıdır. Enki (Ea), oğluna bilgelik vermiş, ama ölümsüz yaşamı vermemiştir. Bir gün Adapa'nın önüne ölümsüzlüğü elde etme şansı çıkar, ancak Adapa bunu reddeder. Tanrı Anu'nun huzuruna çağrılır. Ea, önceden ona orada ölüm için yiyecek ve içecek verileceğini, onlardan tatmamasını haber verir. Hüküm verileceği gün, öteki tanrılar onu tutarlar ve yumuşayan Anu, ölümsüzlük yiyecek ve içeceğini getirtir. Adapa bunları da almak istemez. Anu, şaşırıp nedenini sorar. Adapa şöyle yanıtlar: "Bir başkası yemeyeceksin, içmeyeceksin, dedi". Anu, buna bakıp Adapa'nın yeryüzüne atılmasını emreder. Günümüz inançlarına etkiler Yahudilerin Babil sürgünü sırasında Yahudi bilginleri tarafından diğer mitolojik unsurlarla birlikte kültürel hafızaya alınan Adapa öyküsü ilk insan ve insanlığın atası olarak Tevrat'ın yazımı sırasında Tevrat anlatımlarına (genesis) konu edilmiş, kültürel miras olarak Ortadoğu din ve inanışlarına aktarılmıştır. Adapa ve diğer Sümer mitolojilerine ait çok sayıda imgenin Adem ve tufan hikâyeleri gibi Tevrat anlatılarına aktarıldığı düşünülmektedir. Bunlardan bazıları Adem (Adam) ismi, sonsuz yaşam sürülen cennette yaşamaktayken yasak meyvelerden yeme ile bağlantılı bir şekilde Tanrı tarafından hesaba çekilme ve cennetten atılma, her şeyin isminin (bilgisinin) kendisine öğretilmiş olması, kendisinin ilk insan olmakla birlikte ilk din adamı (İbrahimi dinlerde ilk peygamber) oluşu, cennetten medeniyete ait sanat veya bilgileri getirmesi, Ea ile Eva (Havva) isim ve rollerine ait benzeşmelerdir.

2

dk.

Güneş Haçı nedir?

26 Ocak 2024

Güneş Haçı nedir?

Güneş haçı, çember içine alınmış bir haç sembolüdür. Bilinen en eski dini sembollerden biridir ve neopaganizm'de güneşi simgeler. Güneş çemberi, Güneş diski, Odin'in haçı ve Taranis'in çemberi olarak da bilinir. Güneş haçı, dünyanın her yerinde bulunur ve çeşitli kültürlere farklı yorumlar getirir. Tarih öncesi çağlardan Hint, Asya, Amerika ve Avrupa dini ritüelleriyle bağlantıları olan, dünyanın en eski dini sembollerinden biri olduğuna inanılır. Sembol ve onun birçok varyasyonu dünyanın birçok farklı bölgesinde görülmüştür. Tunç Çağı'na ait oymalar, MÖ 1440'a kadar uzanan mezar kaplarının üzerinde tasvir edilen güneş haçını göstermektedir. Antik mağara duvarlarında, ibadethanelerde, madeni paralarda, sanat eserlerinde, heykellerde ve mimaride görülür. Güneş haçının en temel biçimi, bir daire içinde yer alan eşkenar bir haç içerir. Bu varyasyon İskandinav kültüründe Odin'in haçı olarak bilinir. Güneş Haçı İskandinav tanrılarının en güçlüsü olan Odin'i temsil ediyordu. İlginç bir şekilde, İngilizce çapraz kelimesi bu sembol için İskandinav dilindeki kros kelimesinden türetilmiştir. Kelt pagan gök gürültüsü tanrısı Taranis, elinde genellikle güneş haçıyla ilişkilendirilen telli bir tekerlekle tasvir edilirdi. Bu tekerlek Kelt sikkeleri ve mücevherlerinde bulunmuştur. Kelt haçının Taranis çarkının bir çeşidi olduğuna ve ortasındaki dairenin de güneşi temsil ettiğine inanılırdı. Swastika, güneş haçının, dönme hareketinde bükülmüş kollara sahip bir çeşididir. Bu sembol, iyi şans tılsımı olarak kabul edildi ve Hitler onu benimseyip olumlu sembolizmini sonsuza kadar değiştirene kadar, Yerli Amerikalılar da dahil olmak üzere dünya çapında birçok kültür tarafından kullanıldı. Hıristiyanlıkta güneş haçı, melekler ve azizlerle ilişkilendirilen bir haleyi temsil eder. Hıristiyanlar da onu Tanrı'nın gücünün bir sembolü olarak görüyorlar.

1

dk.

sanal tarih yeni logo (1).png
bottom of page