top of page
Cumhuriyet Tarihi
31 Temmuz 2026
Tüm Detaylarıyla Devletçilik İlkesi
Atatürk ilkelerinin en çok karıştırılanlarından biri olan Devletçilik ilkesini tüm yönleriyle ele alıyoruz! Emre Akdemir'in anlatımıyla, devletçilik ilkesinin ortaya çıkış nedenlerini, temel özelliklerini ve Türkiye Cumhuriyeti'ne katkılarını bu videoda bulabilirsiniz. Bu videoda cevap bulacağınız başlıca sorular: Devletçilik ilkesi neden ve nasıl ortaya çıktı? 1929 Dünya Ekonomik Buhranı'nın devletçilik ilkesine etkisi nedir? Devletçilik ilkesi doğrultusunda yapılan başlıca inkılaplar nelerdir? Sınavlarda (YKS, KPSS, LGS) devletçilik ilkesi soruları nasıl çözülür? Sosyal bilgiler ve tarih derslerinizde, sınav hazırlıklarınızda ya da genel kültürünüzü geliştirmek için bu rehber niteliğindeki videoyu sonuna kadar izlemeyi unutmayın!
1
dk.
8 Temmuz 2026
Kurtuluş Savaşı ve Bilinmeyen Sovyet Yardımları
Kurtuluş Savaşı’nın dönüm noktalarından birine, tarihin tozlu sayfalarına yolculuk yapıyoruz. Emre Akdemir, bu videoda Milli Mücadele döneminin en kritik ve en çok tartışılan konularından birini, Sovyetler Birliği’nin Kurtuluş Savaşı sırasında Ankara Hükümeti’ne yaptığı yardımları masaya yatırıyor. Mustafa Kemal Atatürk ve Lenin arasındaki diplomatik ilişkiler nasıl başladı? Moskova'dan Ankara'ya taşınan altınlar, silahlar ve cephaneler savaşın seyrini nasıl değiştirdi? Tuhaf ittifaklar, zorlu yollar ve tarihin seyrini değiştiren lojistik desteklerin tüm detayları bu videoda. Keyifli seyirler!
1
dk.
3 Mayıs 2026
Cumhuriyetin Sanat Devrimi: İlk Türk Operası "Özsoy"
Cumhuriyet tarihimizin en önemli kültürel dönüm noktalarından biri olan, ilk Türk operası Özsoy’u mercek altına alıyoruz. Uğur Hakan Hacıoğlu’nun anlatımıyla; 1934 yılında İran Şahı Rıza Pehlivevi’nin ziyareti şerefine, bizzat Mustafa Kemal Atatürk’ün talimatıyla Ahmet Adnan Saygun tarafından bestelenen bu eserin perde arkasını keşfedin. Bu Videoda Neler Var? Özsoy Operası'nın Doğuşu: Sadece iki ay gibi kısa bir sürede nasıl hazırlandı? Operanın diplomatik ve kültürel önemi nedir? Türk müziği ile Batı formları nasıl harmanlandı? Ferhat ile Şirin’den Firdevsi’nin Şehname’sine uzanan hikâye. Uğur Hakan Hacıoğlu, bu videoda sadece bir müzik eserini değil, bir ulusun modernleşme çabasını ve sanatla kurduğu köprüyü anlatıyor.
1
dk.
3 Mayıs 2026
6 Yaşındaki Deniz'den 23 Nisan Dersi!
Deniz bugün ekran karşısına geçti ve bize 23 Nisan’ın kalbindeki yerini anlattı! Küçük kalplerden dökülen büyük kelimeleri dinlemek paha biçilemez. Dünyadaki tüm çocukların bayramı kutlu olsun! Deniz’in heyecanına ortak olmak için videoyu sonuna kadar izlemeyi unutmayın.
1
dk.
31 Temmuz 2026
Mavi Vatan Neden Bu Kadar Kritik?
Mavi Vatan nedir, Türkiye ve bölgemiz için neden hayati bir önem taşıyor? Bu videomuzda, Kaptan Abdullah Şişman ile Mavi Vatan kavramını, deniz yetki alanlarımızı, Doğu Akdeniz ve Ege’deki stratejik dengeleri tüm detaylarıyla masaya yatırıyoruz. Türkiye'nin denizlerdeki hak ve menfaatlerinin ne anlama geldiğini, enerji jeopolitiğini ve geleceğimizi nasıl şekillendireceğini kapsamlı bir analizle öğrenin.
1
dk.
8 Temmuz 2026
Tarihte Türk İmajı Nasıl Oluştu?
Dünya tarih sahnesine çıktığımız ilk andan itibaren Türkler hakkında ne düşünüyordu? Batı dünyasında bir dönem korku, bir dönem ise büyük bir hayranlıkla anılan "Türk İmajı" nasıl şekillendi? Bu videomuzda, araştırmacı/tarihçi Uğur Hakan Hacıoğlu, Doğu ve Batı kaynaklarının izini sürerek tarihteki Türk algısını masaya yatırıyor. Avrupalı seyyahların notlarından saray kroniklerine, diplomatik raporlardan edebiyat eserlerine kadar "Türk" kavramının yüzyıllar içindeki değişimine ve dönüşümüne tanıklık edeceksiniz. Sadece savaş meydanlarındaki askeri güçle değil; kültür, adalet ve yaşam tarzıyla da tarihe damga vuran Türklerin, dünya hafızasındaki gerçek yerini keşfetmeye hazır olun. Keyifli seyirler!
1
dk.
3 Mayıs 2026
Yeni Türkiye Nasıl Zenginleşecekti? İzmir İktisat Kongresi’nin Gizli Şifreleri
Siyasi ve askeri zaferler ne kadar büyük olurlarsa olsunlar, ekonomik zaferlerle taçlandırılmazlarsa meydana gelen zaferler devamlı olamaz. — Mustafa Kemal Atatürk Cumhuriyet henüz ilan edilmemişken, barut kokusunun üzerinden çekilmediği bir dönemde Türkiye'nin ekonomik yol haritası nasıl çizildi? Emre Akdemir ile birlikte, 1923 yılında toplanan İzmir İktisat Kongresi’ni, alınan tarihi kararları ve Misak-ı İktisadi kavramını derinlemesine inceliyoruz. Bu videoda neler bulacaksınız? Kongrenin toplanma amacı ve dönemin zorlu şartları. Çiftçiden tüccara, işçiden sanayiciye: Toplumun her kesimi ne istedi? Yerli malı kullanımı ve ekonomik bağımsızlık kararları. İzmir İktisat Kongresi’nin günümüz Türkiye ekonomisine etkileri.
1
dk.
3 Mayıs 2026
3 Mayıs Neden Türkçülük Günü Olarak Kutlanır?
İkinci Dünya Savaşı’nın dünyayı büyük bir belirsizlik ve yıkım cenderesine aldığı 1944 yılı, Türkiye Cumhuriyeti için yalnızca dış politikada dengelerin korunmaya çalışıldığı bir dönem değil, aynı zamanda iç siyasi fay hatlarının da harekete geçtiği kritik bir kırılma noktasıydı. "Milli Şef" döneminin hâkim olduğu bu yıllarda, Türkiye bir taraftan savaşın dış tehditlerine karşı tetikte kalmaya çalışırken, diğer taraftan toplumsal ve entelektüel yapısında köklü bir ideolojik hesaplaşmanın eşiğine gelmişti. 3 Mayıs tarihi, işte bu karmaşık atmosferde, sessizce biriken fikirsel birikimlerin, devletin güvenlik refleksleriyle çarpıştığı ve nihayetinde bir neslin hafızasında kalıcı bir iz bıraktığı o eşiğin adıdır. Irkçılık-Turancılık Davası duruşması Olayların fitili aslında bir gecede ateşlenmedi. Sürecin arka planında, dönemin Türk entelektüel dünyasındaki derin fikir ayrılıkları yatıyordu. Bir yanda devletin resmi ideolojisini ve katı bir batılılaşma vizyonunu savunan kesimler, diğer yanda ise Anadolu’nun kadim değerlerini, Türklük bilincini ve tarihsel köklerini merkeze alan milliyetçi aydınlar bulunuyordu. Hüseyin Nihal Atsız’ın dönemin başbakanı Şükrü Saraçoğlu’na yazdığı açık mektuplar ve Sabahattin Ali ile yaşadığı hukuki süreç, aslında basit bir şahsiyet kavgasından ziyade, iki farklı dünya görüşünün birbiriyle girdiği kaçınılmaz bir çarpışmaydı. Bu polemik, üniversite gençliği arasında bir kıvılcım etkisi yarattı. Gençler, bir ideolojik savunma mekanizması olarak birleşirken, devlet otoritesi de bu dalganın potansiyel etkilerinden ciddi şekilde endişelenmeye başlamıştı. Ankara’da 3 Mayıs 1944 günü yaşananlar, Türk demokrasi tarihinin en özgün ve en sert protestolarından birine sahne oldu. Sabahattin Ali ile Atsız arasındaki davanın görüleceği gün, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi başta olmak üzere pek çok genç, "Türkçülük" düşüncesini savunmak, fikirlerine destek vermek ve dönemin siyasi gidişatına bir tepki ortaya koymak amacıyla meydanlara çıktı. Binlerce gencin oluşturduğu o kalabalık, sadece bir davanın takibi için değil, ideolojik bir duruşu ve o günün ruhunu haykırmak adına oradaydı. Ancak devletin bu toplanmaya bakışı, demokratik bir hak arayışından ziyade, bir güvenlik sorunu olarak şekillenmişti. Gösterilerin bastırılması, gençlerin tutuklanması ve güvenlik güçlerinin sert müdahalesi, meselenin hukuki bir metin davasından çıkıp, topyekûn bir siyasi hesaplaşmaya evrilmesine yol açtı. Bu olayların ardından başlayan "Irkçılık-Turancılık Davası", Türk düşünce tarihinin en sancılı süreçlerinden biri olarak kayıtlara geçti. Alparslan Türkeş, Zeki Velidi Togan, Reha Oğuz Türkkan ve Hüseyin Nihal Atsız gibi fikir dünyasının önemli isimleri, "hükümeti devirmeye çalışmak" suçlamasıyla karşı karşıya kaldılar. Süreç boyunca cezaevlerinde yaşananlar, özellikle "tabutluk" olarak adlandırılan işkence ve tecrit odaları, sadece sanıkları değil, onları destekleyen kuşakları da derinden etkiledi. Bu davada yargılananlar, mahkeme salonlarını birer kürsüye dönüştürerek düşüncelerini savundular. Onlar için bu sadece bir ceza davası değil, inandıkları değerlerin meşruiyetini kanıtlama çabasıydı. Mahkemeler, yıllar süren savunmaların ardından pek çok sanık için beraat kararı verse de, yaşanan o acı tecrübe, Türk milliyetçiliği fikrinin tarihsel gelişiminde kalıcı bir mihenk taşı oluşturdu. Yıllar içerisinde 3 Mayıs günü, sadece bir "yürüyüş" veya bir "dava süreci" olmaktan çıkarak, Türkçülük ülküsüne gönül verenlerin bir araya geldiği, geçmişin muhasebesinin yapıldığı ve geleceğe dair ideallerin tazelendiği bir sembole dönüştü. Bugün geriye dönüp baktığımızda, 1944’ün o karanlık ve gerilimli atmosferinden bugüne kalan en somut mirasın, fikirleri uğruna bedel ödemeyi göze alan insanların azmi olduğunu görebiliriz. 3 Mayıs Türkçülük Günü, bir ideolojinin devlet mekanizmasıyla girdiği ilk büyük sınavın ve bu sınavdan başarıyla —ve bazen büyük acılarla— çıkışın hikayesidir. Bu gün, bir toplumun kendi kimliğini, tarihini ve geleceğini sorguladığı bir aynadır; aynı zamanda, düşünce hürriyetinin ve inançların ne kadar zor şartlar altında olursa olsun nasıl savunulabileceğine dair ibretlik bir derstir.
2
dk.
8 Temmuz 2026
Kabotaj Bayramı Nedir, Neden Kutlanır?
Denizlerine hakim olamayanlar, topraklarına da hakim olamazlar. 1 Temmuz 1926'da yürürlüğe giren Kabotaj Kanunu, Türkiye Cumhuriyeti'nin denizlerinde tam bağımsızlığını ilan ettiği, "Mavi Vatan"ın temellerinin atıldığı tarihi bir dönüm noktasıdır. Peki, bu bayram sadece bir kutlamadan mı ibaret, yoksa arkasında devasa bir diplomatik ve ekonomik zafer mi yatıyor? Bu videomuzda, deneyimli Kaptan Kaptan Abdullah Şişman, Kabotaj Bayramı’nın bilinmeyen tarihini, denizlerimizdeki egemenlik mücadelemizi ve bu kanunun günümüz için taşıdığı hayati önemi anlatıyor. Kapitülasyonların zincirlerini kıran bu büyük denizcilik devrimini bir de kaptanın gözünden dinleyin! Videoda Neler Var? Kabotaj Kanunu öncesi Osmanlı denizlerinin durumu neydi? 1 Temmuz 1926'da tam olarak ne değişti? Kabotaj Kanunu ekonomik bağımsızlığımızı nasıl etkiledi? Kaptan Abdullah Şişman'ın gözünden modern denizciliğimiz ve Kabotajın önemi. Tüm denizcilerimizin ve halkımızın 1 Temmuz Denizcilik ve Kabotaj Bayramı kutlu olsun.
1
dk.
8 Temmuz 2026
Modern Tarihin En Büyük Felaketi: 1929 Ekonomik Buhranı
1929 yılında New York Borsası’nın çökmesiyle başlayan ve tüm dünyayı derin bir karanlığa sürükleyen "Büyük Buhran" sadece bir ekonomik kriz miydi, yoksa insanlık tarihinin kırılma noktası mı? Bu videomuzda Emre Akdemir, 1929 krizinin nedenlerini, sokaktaki insanın hayatını nasıl değiştirdiğini ve dünya siyasetini nasıl şekillendirdiğini tüm detaylarıyla anlatıyor. Kara Perşembe'den İkinci Dünya Savaşı'na uzanan bu trajik süreci kronolojik ve çarpıcı analizlerle keşfedin. Bu videoda neler bulacaksınız? Borsalar neden ve nasıl çöktü? İnsanlar neden bir gecede tüm mal varlığını kaybetti? Krizin Türkiye ve dünya üzerindeki etkileri neler oldu? Bugünün ekonomisi için 1929’dan hangi dersleri çıkarmalıyız?
1
dk.
3 Mayıs 2026
23 Nisan Hakkında Hiç Duymadığınız Gerçekler!
23 Nisan sadece bir çocuk bayramı mı, yoksa bir milletin yok oluştan kurtuluşunun mührü mü? Tarihçi Çağhan Sarı, 23 Nisan 1920’de Ankara’da yaşanan tozlu ve umut dolu günleri, Meclis'in açılışındaki bilinmeyen detayları anlatıyor. Bu videoda; 1920 yılının imkansızlıkları içinde Meclis nasıl açıldı? Atatürk neden bu günü çocuklara armağan etti? 23 Nisan’ın Milli Mücadele’deki stratejik önemi neydi? ...gibi soruların yanıtlarını belgeler ve tarihsel perspektiflerle inceliyoruz.
1
dk.
3 Mayıs 2026
Uceymi Sadun Paşa'nın Atatürk'e Sadakati
Birinci Dünya Savaşı ve Türk İstiklal Harbi süreci, sadece düzenli orduların değil, aynı zamanda yerel unsurların ve aşiret yapılarının da jeopolitik dengeleri değiştirdiği bir dönemdir. Bu dönemin en nevi şahsına münhasır figürlerinden biri olan Müntefik Aşireti Reisi Uceymi Sadun Paşa, Osmanlı Devleti’ne olan bağlılığı ve Mustafa Kemal Atatürk ile kurduğu stratejik dostlukla modern Türk tarih yazımında müstesna bir yere sahiptir. I. Dünya Savaşı sırasında Irak Cephesi, İngilizlerin petrol sahalarını kontrol etme arzusu ve bölgedeki Arap aşiretlerini Osmanlı idaresine karşı kışkırtma faaliyetlerine sahne olmuştur. İngiliz istihbarat servisleri (özellikle Gertrude Bell ve T.E. Lawrence kanalıyla), bölgenin en güçlü yapılarından biri olan Müntefik Aşireti’ni kendi saflarına çekmek amacıyla Uceymi Paşa’ya müstakbel Irak Krallığı ve geniş finansal imkanlar vadetmiştir. Uceymi Paşa, dönemin konjonktürel tekliflerini reddederek Hilafet makamına ve Devlet-i Aliyye’ye biat ilkesine sadık kalmıştır. Bu duruşuyla bölgedeki İngiliz ilerleyişine karşı paramiliter bir direnç odağı oluşturmuş, Şuaybe ve Kut'ül Amare kuşatması gibi kritik süreçlerde Osmanlı ordusuna lojistik ve milis desteği sağlamıştır. Uceymi Paşa ile Mustafa Kemal Atatürk’ün yolları, 1917 yılında 7. Ordu Komutanlığı görevi sırasında kesişmiştir. Mustafa Kemal Paşa, bölgedeki aşiretlerin sadakatsizliği ve İngiliz etkisi altında olduğu bir dönemde, Uceymi Paşa’nın sergilediği karakterli duruşu takdirle karşılamıştır. Bu tanışıklık, askeri bir iş birliğinden öte, karşılıklı güvene dayalı bir şahsi dostluğa evrilmiştir. 30 Ekim 1918 tarihli Mondros Mütarekesi’nin ardından Osmanlı birliklerinin bölgeden çekilmesiyle Uceymi Paşa, işgal güçleri karşısında yalnız kalmıştır. İngilizlerin teslim olma veya iş birliği yapma baskılarını reddederek, binlerce atlısıyla birlikte kuzeye, Anadolu içlerine doğru bir stratejik hicret başlatmıştır. Mardin, Urfa ve Viranşehir hattında Fransız işgaline karşı yürütülen Kuvay-ı Milliye hareketine aktif katılım göstermiştir. Kendi aşiret kuvvetleriyle Fransız birliklerinin ilerleyişini yavaşlatmış ve bölgedeki direnişin moral motivasyon kaynağı olmuştur. Cumhuriyet’in ilanından sonra Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Uceymi Paşa’yı Ankara’ya davet ederek kendisine olan vefasını göstermiştir. Paşa’ya hizmetleri karşılığında geniş araziler ve mülkler teklif edilmiş olsa da, Paşa bu ödüllendirmelerin büyük kısmını feragatle karşılamış, mücadelesinin temel motivasyonunun şahsi kazanç değil, vatan savunması olduğunu vurgulamıştır. 1920'li yıllarda kendisine ve ailesine Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı verilmiş, hayatının geri kalanını Urfa bölgesinde mütevazı bir şekilde sürdürmüştür. 1960 yılında Urfa'da vefat eden Uceymi Sadun Paşa, hem Osmanlı döneminin son sadık beylerinden biri hem de Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş harcına ter dökmüş bir kahraman olarak tarihteki yerini almıştır. Uceymi Sadun Paşa’nın hayatı; etnik kökenin, milli aidiyet ve siyasi sadakatle nasıl mezcedilebileceğinin somut bir örneğidir. Atatürk’ün Kardeşim hitabına mazhar olan Paşa, imparatorluktan ulus devlete geçiş sürecinde vatan kavramının coğrafi sınırları aşan manevi boyutunu temsil etmiştir.
2
dk.
bottom of page
.png)











