top of page
Afrika Kıtası
21 Nisan 2022
Mısır Piramitlerinin Bilinmeyen Yönleri
İ.Ö 3000 yılına dayanan tarihi geçmişi ile Mısır, ulaştıkları medeniyetle bugün bile bizi etkilemeye devam ediyor. İlkçağ medeniyetlerine göre tıp, geometri, sanat, astronomi ve din gibi pek çok alanda ileri bir seviyede olan Mısır inşa ettikleri piramitleri ile bu durumu bize kanıtlıyor. Peki ‘piramit’ adı nereden geliyor? Osmanlı kaynaklarında piramitler, ‘Yusuf Ambarları’ olarak isimlendirilmektedir. Bunun nedeni Yusuf peygamber Firavun’un emri ile devletin mali işlerinden sorumlu tutulduğu zaman, Mısır’ın bolluk döneminde devasa boyutlarda ambarlar inşa ettirdi ve tüm hububatı bu ambarlarda saklayarak kıtlık döneminde halkın açlıktan kırılmasını önledi. Buradan yola çıkarak tarihte Yusuf Ambarı olarak anılırken bugün yabancıların literatüründen öğrendiğimiz piramit adıyla tanımlıyoruz. Yabancı sömürgeciler tarafından verilen piramit, sfenks, obelisk gibi pek çok tabir sanki tarihte de böyleymiş gibi kabul edilmiştir; oysa ki o topraklarda İngilizler 1 asır Osmanlı ise 4 asır kalmıştır. İnsan eliyle inşa edilen piramitlerin yapımına gelecek olursak, bir mühendislik harikasına şahit oluruz. Mısır’ın en meşhur piramitleri olan Gize piramitlerinin (Keops, Kefren, Mikerinos) her birinin köşesi bir diğerine tutturularak çizildiğinde ortaya pürüzsüz bir çizgi çıkacağı gibi güneşin hareketleri ile de büyük bir bağlantısı vardır. Güneş ışınlarının piramitlerin içinde oluşturduğu atmosfer ile hiçbir cesedin içeride çürümesi, ekmeğin küflenmesi ve hububatın güvelenmesi mümkün değildir. Bu dünyanın 7 harikasından biri olan piramitler peki nasıl inşa edildi? Bugünün teknolojisinden uzak olan Mısır, insan gücünü kullandı. 1926 yılında Gize Piramitlerinin yakınında bulunan bir işçi mezarlığındaki cesetler incelendiğinde neredeyse tüm sorularımız cevaplandı. Bu nekropoldeki cesetlerin her birinin iskelet sistemlerinin bozuk olduğu ve hemen hemen hepsinin 40 yaşına dahi gelemeden öldükleri anlaşıldı. Kölelerin Mısır’da hiçbir değerinin olmadığı, 15 yaşına gelen birçok çocuğun bu zorlu şartlar altında sadece mercimek lapasıyla beslenerek çalıştığı ve bu uğurda öldüğü ortadadır. 1. Gize Piramitleri Keops Piramidi 2 milyon taştan oluşur ve her bir taşın ağırlığı 2 ila 15 ton arasında değişir. 2. Kefren Piramidi ve Koruyucusu Sfenks Mısır’ın başkenti Kahire’de bulunur. En önemli özelliği piramidin ucundaki koruyucuların bozulmadan günümüze gelmiş olmasıdır. 3. Meydum Piramidi İ.Ö 2570 yılına tarihlenir. 8. Basamağı inşa edileceği sırada yıkılmıştır. 4. Sakkara Piramidi 63.17 metredir. Dünyanın ilk inşa edilen piramididir. 5. Dahşur Piramidi Mısır'ın ilk gerçek geometrik piramididir.
2
dk.
24 Ocak 2022
Kavalalı Mehmet Ali Paşa neden isyan etti?
19. yüzyılın en kurnaz ve hırslı devlet adamlarından biri olan Kavalalı Mehmet Ali Paşa, Mısır Valiliği'ni elde ettikten sonra buradaki konumunu Osmanlı yönetimine rağmen muhafaza etmek istemişti. Kavalalı güçlenmeye çalıştığı sırada, Osmanlı tahtına oturan Sultan II. Mahmut, Rumeli ve Anadolu'da devletten bağımsız hareket eden yerel güçleri ortadan kaldırmaktaydı. Bu gelişmeleri yakından takip eden Kavalalı, aslında sıranın bir gün kendisine de geleceğinin farkındaydı. Bu nedenle askeri ve ekonomik yönden çok daha güçlü olması gerektiğini biliyordu. Ancak planlarını tam olarak hayata geçirebilmesi için Mısır'ın kaynakları yeterli değildi. Örneğin donanma için gerekli olan keresteyi Mısır'dan temin etmesi mümkün değildi. Ayrıca hayalindeki orduyu oluşturmak ve daha güçlü bir ekonomiye sahip olmak için Mısır'da bulunan insan sayısından çok daha fazla insan kaynağına ihtiyaç duymaktaydı. Bu nedenle Suriye ve Filistin bölgesine göz dikmiş ve buraları ele geçirmek için uygun fırsatları kollamaya başlamıştı. 1831 yılında beklediği ortam oluşunca Sayda Valisi Abdullah Paşa ile aralarındaki problemleri bahane edip, Osmanlı topraklarını istila etti. Aslında onun tam olarak nereleri ele geçirmek istediğini şu anki bilgilerimizle tespit etmemiz mümkün değildir. Ancak Kavalalı'nın Suriye'den çok daha fazlasını istediğine işaret eden belgeler bulunmaktadır. Onunla birlikte; Lübnan Dürzîlerinin lideri Mir Beşir, Adana'da Menemencioğlu Aşireti önde gelenlerinden Ahmet Bey, Nevşehir'de Pehlivanlı Aşireti Beyi Halit Bey, Kastamonu'da Tahmiscioğlu Mustafa gibi etkili insanlar Osmanlı yönetimine isyan etmişlerdi. Yukarıda ismi geçenlerin hepsinin ortak özelliği isyandan yıllar önce bir şekilde Mısır'a gidip, Kavalalı ile iletişime geçmiş olmalarıydı. Muhtemelen Kavalalı söz konusu müttefiklerinden alacağı desteği de hesaba katıp, belki de o dönemde hiç kimsenin tahmin edemeyeceği boyutta geniş bir istila hareketi başlatmıştı.
1
dk.
21 Nisan 2022
Dünyanın İlk Siyah Pilotu: Arap Ahmet Kimdir?
Dünya havacılık tarihinde özel bir yere sahip olan Arap Ahmet'i tanıyor musunuz? Nijerya asıllı bir Türk olan Ahmet Ali’nin anneannesi 19.yy.’da Afrika’dan alınarak İstanbul’da satılan son kölelerden biriydi. Türkiye’ye gelişleri bu şekilde olan aile sonradan İzmir’e yerleşti. Ahmet Ali de İzmir’de 1883 yılında dünyaya geldi ve ‘’Arap Ahmet’’ olarak tanındı. 1904 yılında Haddehane Mektebi’ne girerek iyi bir eğitim aldı ve 4 yıl sonra mülazım-ı evvel, yani üsteğmen olarak mezun oldu. Ahmet Ali’nin amacı denizci olmaktı yalnız ilk uçakların havalanması ile Alman, Fransız ve İngiliz ordularının pilot yetiştirmeye başlaması Osmanlı Devleti’ni de harekete geçirdi ve 1910 yılında askeri havacılığın kurulması için çalışmalar başladı. 1912 yılında Yeşilköy yakınlarında bir uçuş alanı, 2 hangar ve bir tayyare mektebi açıldı. Bundan 2 yıl sonra da bu okulun yanına Deniz Tayyare Mektebi de kuruldu ve Ahmet Ali buraya atanan ilk deniz subaylarından biri oldu. Yalnız Ahmet Ali eğitim almaya devam etti ve Yeşilköy’de kurulan bu alanda uçuş eğitimi aldı ve tayyarecilik sınavlarını başarılı bir şekilde verdi. Böylece 1916 yılında dünyanın ilk siyahi pilotu oldu. 1917 yılında yüzbaşı rütbesi ile Berlin’e gönderilerek eğitim uçuşlarını tamamlayan Ahmet Ali, I. Dünya Savaş’ından kalan Haliçteki uçakların Anadolu’ya kaçırılmasına yardım etti. Bunun dışında İstanbul Boğazı çıkışından itibaren Batı Karadeniz’deki düşman gemilerini takip etti, bunlar hakkında rapor hazırladı ve deniz harekatını koruma görevini üstlendi. Bahri Tayyare Madalyası ödülü alan Ahmet Ali Çelikten 1949 yılında emekli oldu, 1969 yılında ise hayatını kaybetti. Çocukları hala İzmir’de yaşamaktadır.
1
dk.
11 Nisan 2022
Cezzar Ahmet Paşa kimdir?
Cezzar Ahmet Paşa, Napoleon Bonaparte'a karşı Akka Kalesi'ni savunarak büyük bir zafer kazanmıştır. Cezzar Ahmed Paşa, 1708 yılında Bosna'da doğdu. Gençliğinde İstanbul'a giderek Hekimoğlu Ali Paşa'nın hizmetinde bulundu. 1756'da onunla birlikte Mısır'a gitti. 1758 yılında Kahire seyhulbeledi Bulutkapan Ali Bey'in adamlarından Buhayre kaşifi Abdullah Bey'in hizmetine girdi. Cidde yöresinde isyan eden Bedevilere karşı savaşlara katıldı. Abdullah Bey'in isyancı Bedeviler tarafından öldürülmesi sonucu onun yerine Buhayre kaşifliğine getirildi. Misilleme olarak 70 kadar Bedevi'yi öldürdü. Bu nedenle kendisine Arapça'da "deve kasabı" manasına gelen Cezzar lakabı takıldı. Bulutkapan Ali Bey, Ahmet Paşa'nın isyanı bastırmadaki cesaretini beğenip kendisini beyleri arasına dahil etti. 1768'de Cezzar Ahmet Paşa Memlükler arasındaki entrikalara karıştı. Bu sırada hizmetinde bulunduğu Salih Bey'i öldürmekle görevlendirildi. Bulutkapan Ali Bey'den korkarak Kahire'de barınamayacağını anladı ve Cezayirli kıyafetiyle Anadolu'ya kaçtı. Bir ara gizlice Mısır'dan Buheyre'ye döndü ve Hunadî aşiretinden kız alıp kendini Bulutkapan Ali Bey'in gazabından korumaya çalıştı. Ali Bey'in baskısı üzerine Suriye'ye kaçtı. Orada yerel aşiretlerden Sibaboğullarına sığındı. Daha sonra Beyrut ve Sayda hakimi Emir Mansur'un, ardından da Şam muhafızı Osman Paşa'nın hizmetinde bulundu. Daha sonra Akka'ya yerleşti. Yörede Zahir Ömer tarafından başlatılan büyük ayaklanmanın bastırılmasında büyük rol oynadı. 1772 yılında sahil muhafızı oldu. Bu dönemde Rus donanmasına ve Zahir Ömer'e karşı Beyrut'u savunmakla görevlendirildi. Bu vazifesini yapmaktayken Beyrut'ta egemen bir ayan olmaya çalıştı. Fakat bu girişimleri sonuçsuz kaldı. Bu başarısızlık nedeniyle 1773'te Beyrut'u terk etmek zorunda kaldı. Akka civarında bulunan Zahir Ömer'e sığındı. Daha sonra bulduğu ilk fırsatta Şam'a kaçtı. 1775'te Akka muhafızlığına, kısa bir süre sonra da vezir olarak Sayda beylerbeyliğine getirildi. Lübnan, Ürdün ve Filistin'deki karışıklıkları yatıştırdı. Bu başarıları nedeniyle Şam Beylerbeyliği'ne atandı. Napoleon Bonaparte komutasındaki Fransız ordusu 1798'de Mısır'ı işgale başlayınca, Osmanlı Devleti Cezzar Ahmed Paşa'dan bölgede yığınak yapmasını istedi. Bu sırada Bonaparte, El-Ariş, Gazze ve Yafa'yı işgal etmiş, Mart 1799'da Akka önüne gelmişti. İki aydan fazla süren kuşatma, Osmanlı donanması ve Nizam-ı Cedid ordusundan destek gören Cezzar Ahmet Paşa'nın güçlü savunması karşısında başarısızlıkla sonuçlandı. Bunun üzerine Napoleon Bonaparte, 21 Mayıs 1799 tarihinde Akka'dan çekilmek zorunda kaldı. Ahmed Paşa’nın karşısında ilk yenilgisini yaşayan Napolyon: ''Akka’da durdurulmasaydım, bütün Doğu’yu ele geçirebilirdim!'' sözünü söylemiştir. Cezzar Ahmed Paşa 7 Mayıs 1804 tarihinde vefat etti. Ölümüne kadar Akka Beylerbeyliği görevini yürütmüştür.
2
dk.
bottom of page








.png)