top of page

Türkler anayurtlarından neden ayrıldılar?

  • Yazarın fotoğrafı: Editör
    Editör
  • 29 Haz 2021
  • 2 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 6 gün önce

Proto-Moğollar’dan, Kıtaylar’ın 924’te Orhun havalisine hakim olmalarıyla birlikte, bu bölgedeki Türk boyları birbirlerini sıkıştırarak batıya doğru göçetmeye başladılar. 1027 yılına gelindiğinde artan Kıtay baskısı sonucu Türkler’in batıya göçü büyük bir sel halini almıştı. Kay ve Kıpçak baskısı ile Oğuzlar da yurtlarından ayrıldılar. Şamanî Peçenek ve Oğuzlar, Doğu ve Orta Avrupa’ya, Balkanlar’a; Müslüman Oğuzlar ise Maveraünnehir’e, Horasan’a ve diğer İslâm ülkelerine göç ettiler. Oğuzlar, 1040’da Dandanakan’da Selçuklular’ın idaresinde Gazneliler’i yenip, kendi devletlerini kurdular. Ancak Orta Asya’dan yüz binlerce Türk, Moğol kabilelerinin tazyiki ile batıya göçe devam ediyordu. Maveraün-nehir bölgesi onları barındırmaya yetmedi ve yeni bir yurt aramaya başladılar.



Türklerin göç etmesindeki en temel ve tetikleyici sebep, Orta Asya’daki sert iklim değişiklikleridir. Bölgede yaşanan şiddetli kuraklık, otlakların kurumasına ve tarım alanlarının verimsizleşmesine neden olmuştur. Temel geçim kaynağı hayvancılık olan Türk boyları için meraların azalması, büyük bir ekonomik çöküş ve kıtlık tehlikesi anlamına geliyordu. Hayvanlarını besleyebilecekleri daha verimli topraklar ve su kaynakları bulma arayışı, göçlerin en somut ve hayati gerekçesini oluşturmuştur.


Orta Asya, tarih boyunca pek çok büyük gücün hakimiyet mücadelesine sahne olmuştur. Özellikle Çin ve Moğol (Kitan) baskıları, Türk boylarının bağımsızlıklarını kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalmasına neden olmuştur. "Bağımsızlık" karakteri Türk toplumlarında vazgeçilmez bir unsur olduğu için, başka bir milletin boyunduruğu altına girmektense yeni yurtlar aramayı tercih etmişlerdir. Ayrıca Türk boylarının kendi aralarındaki otlak paylaşımı ve liderlik mücadeleleri de yenilen veya zayıf düşen boyların daha batıya göç etmesine yol açmıştır.


Ekonomik ve siyasi sebeplerin yanı sıra, Türklerin inanç sisteminde yer alan "Türk Cihan Hakimiyeti" mefkûresi, bu göçlerin ideolojik motoru olmuştur. Türkler, dünyayı yönetme ülküsüyle yeni yerler keşfetmeyi ve fethetmeyi bir görev olarak görmüşlerdir. Bununla birlikte, bölgedeki nüfusun hızla artması ve mevcut toprakların artık bu nüfusu besleyememesi, göçü kaçınılmaz bir sosyal zorunluluk haline getirmiştir. Türkler, beraberlerinde taşıdıkları atlı göçebe kültürü ve askeri disiplin sayesinde, geçtikleri coğrafyalarda kalıcı devletler kurmayı başarmışlardır.

 
 
 

Yorumlar


Bu içerikler de ilginizi çekebilir:

sanal tarih yeni logo (1).png
bottom of page