28 Şubat Postmodern Darbesi ve Fişlemeleri
- 2 gün önce
- 1 dakikada okunur
Değerli dinleyicilerimiz, bugün tarihimizin en nev-i şahsına münhasır ve toplumsal hafızamızda derin izler bırakmış bir döneminden, "Bin yıl sürecek" iddiasıyla yola çıkan ancak milletin ferasetiyle tarih sayfalarındaki yerini alan 28 Şubat sürecinden bahsedeceğiz.
Tarihçiler olarak biz bu dönemi "Postmodern Darbe" olarak tanımlıyoruz. Bunun sebebi, 1960 veya 1980 müdahalelerinde olduğu gibi meclisin doğrudan feshedilip anayasanın tamamen askıya alınmamış olmasıdır. Bunun yerine, tankların Sincan’da yürütülmesiyle verilen "balans ayarı" mesajı, medya, yargı ve akademi üzerinden yürütülen bir psikolojik harekatla birleştirilmiştir. Silah zoruyla değil, bürokratik mekanizmalar ve toplumsal baskı araçları kullanılarak meşru bir hükümet istifaya zorlanmıştır.
Bu sürecin en karanlık ve hukuk dışı veçhesini ise kuşkusuz geniş çaplı fişleme faaliyetleri oluşturmaktadır. Batı Çalışma Grubu (BÇG) gibi illegal yapılanmalar aracılığıyla, devletin imkanları bizzat kendi vatandaşını gözetlemek ve tasnif etmek için kullanılmıştır. İnsanlar; inançları, kılık kıyafetleri, okudukları gazeteler ve hatta alışveriş yaptıkları esnafa göre "sakıncalı" veya "irticacı" olarak kategorize edilmiştir.
Bu fişlemeler, sadece kağıt üzerinde kalan listelerden ibaret değildi; toplumsal yaşamın her alanında somut birer mağduriyete dönüştü. Üniversitelerde kurulan "ikna odaları" ile genç kızların eğitim hakkı gasp edilirken, kamuda liyakatli binlerce memur sadece yaşam tarzları nedeniyle görevlerinden ihraç edildi. Ekonomik alanda ise "Yeşil Sermaye" adı altında oluşturulan kara listelerle, teşebbüs hürriyeti ağır bir darbe aldı.
Neticede 28 Şubat, devletin vatandaşına hizmet etmek yerine onu bir "tehdit" unsuru olarak gördüğü, vesayet odağının milli iradenin üzerine bir gölge gibi çöktüğü bir dönemdir. Tarih, bizlere demokrasinin ve temel insan haklarının ne denli hassas ve korunmaya muhtaç olduğunu bu acı tecrübelerle hatırlatmaktadır.
.png)













Yorumlar