Barajlar Kralı Demirel'in Siyasi Hayatta Kalma Sanatı
- Editör

- 2 gün önce
- 2 dakikada okunur
Değerli dinleyenler, Türk siyasi tarihinin en nevi şahsına münhasır figürlerinden biri olan Süleyman Demirel’i anlamak, sadece bir politikacıyı değil, bir dönemin sosyolojik dönüşümünü ve devlet idaresindeki pragmatizmi anlamaktır. "Barajlar Kralı" unvanıyla Anadolu’nun bozkırına su ve elektrik götüren bir mühendis-siyasetçi olarak yola çıkan Demirel, altı kez gidip yedi kez gelerek Türk demokrasisinin en dayanıklı "hayatta kalma sanatçısı" olduğunu kanıtlamıştır.
Demirel’in siyasi bekasının temelinde, halkın diliyle konuşabilme ve devletin katı bürokrasisi arasında bir köprü kurabilme yeteneği yatar. O, kasketini eline alıp meydanlara çıktığında köylünün "Çoban Sülü"sü, Ankara’ya döndüğünde ise barajlar inşa eden rasyonel bir teknokrattır. Bu çift kimlikli duruş, ona toplumun farklı kesimlerinden destek devşirme imkanı sağlamıştır. Siyaseti bir "imkanlar sanatı" olarak gören Demirel, en dar boğazlarda bile popülist söylemlerle pragmatik çözümleri harmanlayarak kitleleri peşinden sürüklemeyi başarmıştır.
Siyasi hayatta kalma sanatının en çarpıcı örneği ise onun "darbelere ve muhtıralara karşı gösterdiği esneklik"tir. 1971’de şapkasını alıp gitmek zorunda kaldığı 12 Mart muhtırasından sonra, "Yollar yürümekle aşınmaz" diyerek siyasi tansiyonu yönetmeye çalışmış; 1980 darbesiyle siyasi yasaklı hale geldiğinde ise küsmek yerine Güniz Sokak’taki konutunu bir siyaset akademisine dönüştürmüştür. Yasakların kalkmasıyla birlikte meydanlara "Kurtar bizi baba" nidalarıyla dönmesi, onun toplumsal hafızadaki "Baba" figürünü ne denli güçlü inşa ettiğinin bir göstergesidir.
Demirel’in stratejisi, ideolojik bir katılık yerine şartlara göre pozisyon alabilen, "Dün dündür, bugün bugündür" sözüyle sembolleşen bir esnekliğe dayanır. Bu yaklaşım, eleştirenlerce tutarsızlık olarak görülse de, Türk siyasetinin fırtınalı denizlerinde onun gemisini her zaman limana yanaştıran pusula olmuştur. Koalisyonlar döneminin karmaşasında bile, rakiplerini bazen bölerek bazen de yanına çekerek iktidar merkezinde kalmayı bilmiştir.
Neticede Süleyman Demirel, Türkiye’nin kalkınma sancılarıyla demokratikleşme krizlerinin kesiştiği bir kavşak noktasıdır. Onun siyasi ömrü, bir bakıma Türk demokrasisinin de dayanıklılık testidir. Mühendislik zekasını siyasetin akışkan doğasına uyarlayan bu portre, tarihimizde "devlet adamlığı" ile "halk politikacılığı" arasındaki o ince çizgide en uzun süre yürüyen isim olarak kalacaktır.
.png)













Yorumlar