top of page

Galileo Galilei'nin Teleskopuyla Yaptığı Bilimsel Devrim

  • Yazarın fotoğrafı: Editör
    Editör
  • 17 saat önce
  • 2 dakikada okunur

1609 yılının yaz aylarında, Venedik’te bir matematik profesörü olan Galileo Galilei, Hollanda’da uzakları yakınlaştıran bir aletin icat edildiğine dair söylentiler duyduğunda, bu bilginin sadece askeri bir casusluk aracı değil, evrenin sırlarını çözecek bir anahtar olduğunu sezmişti. Kendi merceklerini büyük bir titizlikle taşlayarak yaptığı ve "perspicillum" adını verdiği teleskobu gökyüzüne çevirdiği o gece, insanlık tarihi için geri dönülemez bir eşikti. O ana dek Aristoteles ve Batlamyus’un öğretileriyle sarmalanmış, Dünya’nın merkezde olduğu, kusursuz ve değişmez gök kubbe anlayışı, Galileo’nun cam merceklerinden sızan gerçeklikle bir gecede yerle bir oldu. Bu, sadece bir teknik ilerleme değil; insanın evrendeki yerini yeniden sorguladığı zihinsel bir ihtilaldi.


Galileo Galilei

Galileo’nun teleskopla yaptığı ilk gözlemler, yerleşik dogmaları kökünden sarsan keşiflerle doluydu. Ay’ın pürüzsüz ve kutsal bir küre olduğu sanılırken, Galileo onun üzerinde devasa dağlar, derin vadiler ve kraterler olduğunu gördü; yani Ay da tıpkı Dünya gibi "kirli", kusurlu ve coğrafi bir yapıya sahipti. Jüpiter’in etrafında dönen dört büyük uyduyu (Io, Europa, Ganymede ve Callisto) keşfettiğinde ise yer yerinden oynadı. Bu keşif, evrendeki her şeyin Dünya etrafında dönmediğine dair ilk somut ve görsel kanıttı. Ardından gelen Venüs’ün evreleri gözlemi, bu gezegenin Güneş etrafında döndüğünü şüpheye yer bırakmayacak şekilde tescilledi. 1610’da yayımladığı Sidereus Nuncius (Yıldızların Habercisi) adlı eseri, sadece bilim dünyasında değil, saraylarda ve kilise koridorlarında da bir deprem etkisi yarattı.


Ancak hakikat arayışı, Engizisyon’un gölgesinde tehlikeli bir yolculuktu. Katolik Kilisesi için kutsal metinlerin yorumlanması mutlak bir tekeldi ve Galileo’nun Kopernik sistemini (Güneş merkezli evren) savunması, İncil’deki bazı pasajlarla çelişiyordu. Kilise, evrenin merkezinden feragat etmeyi, otoritesinden feragat etmekle eş değer görüyordu. 1616’da bu sistemi savunması resmi olarak yasaklanan Galileo, yaklaşık 16 yıl süren bir sessizliğin ardından, 1632’de yayımladığı İki Büyük Dünya Sistemi Hakkında Diyalog eseriyle bu yasağı zekice bir kurguyla delmeye çalıştı. Ancak eserdeki "saf" karakterin Papa’nın görüşlerini savunur gibi yansıtılması, bardağı taşıran son damla oldu.


Galileo Galilei

1633 yılında, yetmiş yaşına merdiven dayamış, hasta ve bitkin bir adam olarak Roma’da Engizisyon mahkemesinin önüne çıkarılan Galileo, hayatının en ağır sınavını verdi. Engizisyon, onu "sapkınlık" suçlamasıyla yargılarken aslında tüm bilimsel rasyonaliteyi mahkum etmeye çalışıyordu. Galileo, yakılan Giordano Bruno’nun kaderinden kaçmak için diz çökerek kendi teorilerinden vazgeçtiğini söylemek zorunda bırakıldı. Efsaneye göre mahkeme salonundan çıkarken ayağını yere vurmuş ve "Eppur si muove" (Yine de dönüyor) diye fısıldamıştı. Bu cümle, otorite ne derse desin gerçekliğin değişmeyeceğine dair bilimin sessiz ama sarsılmaz zafer çığlığıydı.


Ömrünün geri kalanını Floransa yakınlarındaki evinde göz hapsinde geçiren Galileo, kör olmasına rağmen bilimsel üretimini durdurmadı. Modern fiziğin temellerini attığı İki Yeni Bilim Üzerine Diyaloglar eserini gizlice yurt dışına göndererek yayımlattı. Kilise, Galileo’nun haklılığını ancak 1992 yılında, yani ölümünden tam 350 yıl sonra resmen kabul ederek özür diledi. Galileo’nun mirası, sadece icat ettiği teleskop veya keşfettiği uydular değildir; o, otoritenin dayattığı dogmalar karşısında "gözlem ve deneye" dayalı rasyonel düşüncenin, yani modern bilimin metodolojisini kanıyla, teriyle ve dehasıyla inşa etmiştir. Bugün uzayın en derin noktalarına bakan devasa aynalar, Galileo’nun o karanlık gecede gökyüzüne çevirdiği ilk mütevazı merceğin ışığını taşımaktadır.

 
 
 

Yorumlar


Bu içerikler de ilginizi çekebilir:

sanal tarih yeni logo (1).png

'Keyifli Tarih' parolası ile yayın hayatına başlayan Sanal Tarih, bilgiye ulaşabileceğiniz en hızlı ve en güvenli internet adresidir. Tarihi ve güncel konular üzerine özel hazırlanmış dosyalar, makaleler, kültür-sanat yayınları ve ansiklopedi maddeleri ile akademisyenlerin yazıları eşliğinde yaşanmış tarihi öğrenmek adına gerçeğe vakıf olacağınız bir tarih platformudur.

  • X
  • Youtube
  • Beyaz Instagram Simge
  • TikTok
  • Spotify

© 2015 - 2026 Vida Medya. Her hakkı saklıdır.

Bu sitede yer alan yazı, makale, fotoğraf, illüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır. Vida Medya ve Ticaret Limited Şirketi'nin yazılı izni olmaksızın sitede yayımlanan eserler kısmen veya tamamen kaynak gösterilerek dahi çoğaltılamaz, yayımlanamaz, işlenemez, umuma iletilemez ve temsil edilemez.

bottom of page