Nuri Demirağ'ın Uçak Fabrikası Nasıl Bitirildi?
- Editör

- 2 gün önce
- 2 dakikada okunur
Değerli dinleyenler, bugün Türk sanayi tarihinin en parlak teşebbüslerinden birinin, Nuri Demirağ’ın uçak fabrikasının nasıl olup da bir "başarı hikayesi" yerine hüzünlü bir "akıbet hikayesine" dönüştüğünü konuşacağız. Bu olay, sadece bir fabrikanın kapanması değil, bir ülkenin kendi kanatlarıyla uçma idealinin nasıl kırıldığının hazin bir vesikasıdır.
Nuri Demirağ, 1930’lu yıllarda Beşiktaş’ta bir uçak fabrikası kurup Yeşilköy’de "Gök Okulu"nu açtığında, aslında yerli ve milli bir havacılık ekosistemi inşa ediyordu. Fabrikada üretilen Nu.D-38 tipi yolcu uçağı, o dönem dünya standartlarında bir mühendislik harikasıydı. Ancak bu büyük hamlenin sonunu getiren süreç, ironik bir şekilde bir kaza ve ardından gelen bürokratik katılıkla başladı. 1938 yılında, Türk Hava Kurumu’nun (THK) sipariş ettiği uçakların kabul testleri sırasında, pilot Reşit Felat’ın iniş sırasında bir hendek yüzünden kaza yapması, bürokrasiye beklediği "bahaneyi" altın tepside sundu.
THK, uçağın teknik bir kusuru olmamasına rağmen bu kazayı gerekçe göstererek tüm siparişleri iptal etti. Nuri Demirağ, uçağının kalitesini ispat etmek için meselenin mahkemeye taşınmasını ve yeniden test edilmesini istese de, dönemin siyasi iklimi ve bürokratik çarkları adeta bu teşebbüsü boğmak üzere kilitlenmişti. Mahkeme süreci Demirağ’ın aleyhine sonuçlanınca, fabrikada hazır bekleyen uçakların ne iç piyasada satılmasına ne de dışarıya ihraç edilmesine izin verildi. İspanya ve İran gibi ülkelerden gelen ciddi satın alma talepleri, "stratejik" gerekçelerle reddedilerek fabrikanın ekonomik damarları kesildi.
Bu yerli girişimin bitirilmesindeki en kritik dış faktör ise İkinci Dünya Savaşı sonrası değişen dünya dengeleri ve Marshall Yardımı sürecidir. ABD’den gelen askeri ve ekonomik yardımlar, Türkiye’ye "kendi uçağını üretmek yerine hazır uçak alma" modelini dayattı. Bedava veya çok ucuza sunulan yabancı uçaklar, yerli üretimin "gereksiz ve pahalı" görülmesine neden olan bir algı yarattı. Devletin kendi sanayicisini korumak yerine ithal ikameci bir bağımlılığı tercih etmesi, Demirağ’ın fabrikasını bir hurdalığa, Yeşilköy’deki devasa havaalanı arazisini ise istimlak edilerek sıradan bir arsaya dönüştürdü.
Netice itibarıyla, Nuri Demirağ’ın uçak fabrikası teknik yetersizlikten değil; siyasi vizyonsuzluk, katı bürokrasi ve dış bağımlılığı körükleyen yardım paketleri neticesinde tasfiye edilmiştir. Bugün havacılık sanayimizde attığımız her adımda, aslında on yıllar evvel yarım bırakılan bu milli ruhun izlerini aramaya ve o günkü hatalardan ders çıkarmaya devam ediyoruz.
.png)













Yorumlar