Avrupa Osmanlı’yı nasıl etkiledi?
- Editör

- 29 Haz 2021
- 2 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 6 gün önce
Türkler askerî örgütlenme bakımından daha başlangıçtan itibaren, Batı’daki gelişmeleri eş zamanlı olarak takip etmişlerdir. Ateşli silahları kullanmaya başlamışlardır. Hatta %90’ı göçebeler ve köylülerden oluşan bir imparatorluktan beklenilmeyecek şekilde tersaneler ve tophaneler inşa etmişler ve savaş topu üretiminde ileri adımlar atarak konvansiyonel silahlarla savaşan bir Rönesans ordusu ortaya çıkarmışlardır. Bu Rönesans ordusu Avrupa’ya karşı başarı kazandığı gibi, doğuda Memluklar ve İranlılara karşı da büyük başarılar kazanmıştır. Yoksa Safevi Şah İsmail’in ordusu da Türklerden oluşuyordu, onlar da Osmanlılar kadar cesurdu ve kahramanca çarpışan askerlerdi. Orada ateşli silahlar sayesinde savaşlar kazanılmıştır. Dolayısıyla bu durum Avrupa’da top ve tüfekle harp eden -özellikle bu iki kelime önemlidir- bir Müslüman imparatorluk imajı ortaya çıkarmıştır.

15.ve 16. yüzyıllarda Osmanlı’nın İpek ve Baharat yollarını kontrol etmesi, Avrupalıları yeni ticaret rotaları aramaya itmiştir. Coğrafi Keşifler sonucunda ticaret yollarının Akdeniz’den Atlas Okyanusu’na kayması, Osmanlı ekonomisi için uzun vadeli bir gerilemenin başlangıcı olmuştur. Avrupa’ya akan Amerikan gümüşü, Osmanlı piyasalarında büyük bir enflasyona (akçenin değer kaybına) yol açmış ve klasik Osmanlı ekonomik düzenini derinden sarsmıştır. Bu durum, Osmanlı’yı Avrupa merkezli yeni küresel ekonomik sisteme karşı savunmasız bırakmıştır.
yüzyılın sonlarından itibaren Avrupa’nın askeri teknolojide (özellikle ateşli silahlar, lojistik ve tabya sistemlerinde) elde ettiği üstünlük, Osmanlı’nın Avrupa’ya bakışını kökten değiştirmiştir. İlk kez Lale Devri ile başlayan ve ardından III. Selim ile II. Mahmud dönemlerinde hız kazanan reformlar, tamamen Avrupa modeline dayalıdır. Nizam-ı Cedid ordusunun kurulması, Avrupa’dan getirilen askeri uzmanlar (Humbaracı Ahmed Paşa gibi) ve açılan teknik okullar (Mühendishane-i Bahr-i Hümayun), Avrupa’nın teknik üstünlüğünün kabul edildiğinin en somut kanıtlarıdır.
1789 Fransız İhtilali ile Avrupa’dan yayılan "milliyetçilik" ve "özgürlük" fikirleri, çok uluslu bir yapıya sahip olan Osmanlı İmparatorluğu üzerinde yıkıcı bir etki yaratmıştır. Balkanlar’da başlayan isyanlar, Avrupa devletlerinin "Şark Meselesi" çerçevesinde Osmanlı iç işlerine müdahale etmesine zemin hazırlamıştır. Bu etkiye cevap olarak Osmanlı, Tanzimat ve Islahat fermanları ile hukuk sistemini Avrupa normlarına yaklaştırmaya çalışmış; nihayetinde Kanun-i Esasi (Meşrutiyet) ile Avrupa tarzı bir anayasal düzene geçiş yapmıştır.
Avrupa etkisi sadece siyaset ve orduyla sınırlı kalmamış, Osmanlı’nın günlük yaşamına da sızmıştır. 19. yüzyıl İstanbul’unda mimariden giyim kuşam tarzına, mobilyadan edebiyat türlerine (roman, tiyatro, gazete) kadar her alanda bir "Alafranga" rüzgarı esmeye başlamıştır. Pera (Beyoğlu) gibi semtler Avrupa modasının merkezi haline gelirken, yeni nesil Osmanlı aydınları Avrupa dillerini öğrenerek Batı felsefesiyle tanışmışlardır. Bu kültürel etkileşim, bugünkü modern Türkiye’nin entelektüel temellerinin atılmasında en büyük paya sahiptir.












.png)
Yorumlar