Ayasofya neden camiye çevrildi?
- Editör

- 29 Haz 2021
- 1 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 6 gün önce
Fetihten önce Ayasofya, Hıristiyanlığın ve dünyanın en büyük mabedi iken, fetihten sonra İslam’ın büyük mabedi haline getirilmiştir. Bu büyüklüğünü 1550’lere, yani önce Süleymaniye’nin, sonra da Selimiye’nin inşasına kadar koruyacaktır. Batı Avrupa’da hatta Rönesans İtalya’sında hiçbir yapı Ayasofya kadar cazip değildir. Rönesans’ta yapılan büyük kiliselere kadar Ayasofya bütün Hıristiyan milletlerin hayalini süslüyordu. Onun için fetihten hemen sonra Ayasofya’nın cami haline çevrilmesi çok önemliydi. Daha önce 1204’te de Katolik kilisesine çevrilmiş ve 57 yıl kadar öyle kalmıştı.

Orta Çağ dünyasında, fethedilen bir şehrin en büyük ve en görkemli dini yapısının camiye çevrilmesi, bir "fetih hakkı" ve hakimiyet alameti olarak görülürdü. Ayasofya, Bizans İmparatorluğu’nun ruhu, Hristiyan dünyasının ise en ihtişamlı katedraliydi. Fatih Sultan Mehmed, İstanbul’a girdiğinde doğrudan Ayasofya’ya giderek burayı fethin sembolü (Ebu’l-Feth) olarak camiye dönüştürmüştür. Bu hamle, sadece bir dini tercih değil, Doğu Roma mirasının artık Osmanlı’ya geçtiğinin dünyaya ilanıydı.
İslam inancına göre Hz. Muhammed’in "İstanbul mutlaka fethedilecektir..." müjdesi, yüzyıllar boyunca İslam ordularının en büyük motivasyonu olmuştu. Ayasofya’nın camiye çevrilmesi, bu kutsal müjdenin gerçekleştiğinin ve İslam’ın Hristiyanlığın kadim bir merkezinde zafer kazandığının manevi bir kanıtı olarak kabul edildi. Fatih, ilk cuma namazını burada kılarak şehrin artık bir İslam şehri olduğunu ve Ayasofya’nın bu yeni kimliğin kalbi olacağını mühürlemiştir.
Bir diğer önemli sebep ise yapının korunmasıdır. Fethin ardından bakımsız ve harap bir durumda olan Ayasofya, camiye çevrilerek vakıf sistemi altına alınmış ve Osmanlı’nın mimari dehasıyla ihya edilmiştir. Fatih Sultan Mehmed, yapının temel mimari dokusuna dokunmadan ona minareler ekletmiş, içerideki mozaikleri tahrip etmek yerine üzerlerini ince bir sıva ile kapatarak korunmalarını sağlamıştır. Osmanlılar, Ayasofya’yı sadece bir ibadethane değil, imparatorluğun "en büyük vakfı" olarak görerek onu yüzyıllar boyunca ayakta tutacak büyük onarımlar gerçekleştirmişlerdir.
.png)












Yorumlar