top of page

Divân-ı Hümâyûn nasıl kuruldu?

  • Yazarın fotoğrafı: Editör
    Editör
  • 29 Haz 2021
  • 2 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 7 gün önce

Osmanlı Devleti’nin bir uç beyliğinden cihan imparatorluğuna evrilmesindeki en büyük pay, şüphesiz kurumsal yapısındaki mükemmeliyettir. Bu yapının kalbi ise devletin tüm siyasi, askeri, adli ve mali işlerinin karara bağlandığı Divân-ı Hümâyûn’dur. Bir nevi bugünkü Bakanlar Kurulu ve Yüksek Mahkeme’nin görevlerini tek çatıda toplayan bu kurumun kuruluşu, devletin ihtiyaçlarına göre şekillenmiş bir gelişim sürecidir.



Bazı Osmanlı tarihleri Osman Gazi’nin zaman zaman Divân topladığını söylerler. Ancak bu muhtemelen aşiret yönetimindeki toplantılardan biridir. Üyeleri ve toplanma şekli belirlenmiş Divân-ı Hümâyûn değildi. Orhan Gazi devrinde devlet idaresinde vezir adı verilen bir görevlinin ortaya çıkmasından sonra Divân-ı Hümâyûn örgütlenmesi de gerçekleşmişti. Aşıkpaşazâde Tarihînde, devlet adamlarının divân toplantılarına burmalı dülbend, yani bir çeşit sarıkla katıldıklarını yazar. Bu da Divân’ın belli kurallara göre düzenlendiğini gösterir.


Divân-ı Hümâyûn, Orhan Gazi devrinde kurulduktan sonra devletin büyümesine paralel olarak gelişimini sürdürüp, FatihSultan Mehmed zamanında klasik hâlini aldı. Osmanlı’nın ilk yıllarında, beylik yapısının bir gereği olarak kararlar "kurultay" benzeri meşveret (danışma) toplantılarıyla alınıyordu. Osman Gazi döneminde beylik ileri gelenleri, akıncı beyleri ve ulema ile yapılan bu görüşmeler, Divân’ın en ilkel formunu oluşturuyordu. Kurumsallaşma yolundaki ilk gerçek adım ise Orhan Gazi döneminde atıldı. Devletin sınırlarının genişlemesi ve Bursa’nın fethiyle birlikte, sadece askeri değil idari bir mekanizmaya da ihtiyaç duyuldu. Bu dönemde ilk vezirlik makamı kuruldu ve devlet işleri belirli bir düzen dahilinde görüşülmeye başlandı.


Divân-ı Hümâyûn’un tam anlamıyla bir devlet organı kimliği kazanması I. Murad (Hüdavendigâr) dönemine rastlar. I. Murad, Rumeli’deki hızlı fetihlerle birlikte devletin büyüyen yükünü yönetmek için bürokrasiyi derinleştirdi. Kazaskerlik ve Defterdarlık gibi makamlar bu dönemde ihdas edilerek Divân’ın asli üyeleri haline getirildi. Böylece Divân, sadece bir danışma meclisi olmaktan çıkıp; yargı, maliye ve idarenin profesyonelce yönetildiği bir merkez halini aldı. Bu dönemde kurulan sistem, Osmanlı’nın merkeziyetçi yapısının temelini oluşturmuştur.


Divân-ı Hümâyûn’un işleyişindeki en radikal değişim ise Fatih Sultan Mehmed ile yaşanmıştır. İstanbul’un fethinden sonra devletin mutlak hakimi olan Fatih, padişahın Divân toplantılarına başkanlık etme geleneğini sona erdirdi. Bu görevi Sadrazam’a (Vezir-i Azam) devrederek, kendisi toplantıları "Kasr-ı Adl" adı verilen bir kafes arkasından takip etmeye başladı. Bu hamle, hem padişahın kutsiyetini ve otoritesini korumuş hem de Divân üyelerinin daha özgürce tartışabilmesine olanak sağlamıştır. Bu tarihten itibaren Divân, Topkapı Sarayı'ndaki "Kubbealtı" denilen mekanda toplanarak imparatorluğun kaderini tayin eden en yüksek makam olmuştur.

 
 
 

Yorumlar


Bu içerikler de ilginizi çekebilir:

sanal tarih yeni logo (1).png
bottom of page