Erken dönem Osmanlı ordusu ve ateşli silahlara geçiş süreci
- Editör

- 29 Haz 2021
- 2 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 7 gün önce
Kırım ve Erdel’den gelen yardımcı kuvvetler ateşli silah kullanmaz, top da kullanmazdı. Kırım Hanlığı müstakil değildi, kullanacakları silahlar sınırlıydı ve orada top bulundurulamazdı. Top, sadece direkt olarak Osmanlı hâkimiyeti altındaki yerlerde, yani Kırım’ın sahil sancaklarında bulunurdu. Fatih Sultan Mehmed, İstanbul’u kuşatırken ateşli silahlar ordusunun mareşalidir. Yavuz Sultan Selim de öyledir; zaten o sayede Memlukları ve Safevileri kolayca yenmiştir. Yoksa kılıç kuvvetinde onlar da bizden aşağı kalmazlardı; sonuçta aynı ırkın askerlerinden bahsediyoruz. Osmanlı orduları, ateşli silahlar konusundaki üstünlüğünü 17. asrın sonunda kaybetti. Bu, Girit’te hafif şekilde hissedildi, fakat II. Viyana Kuşatmasında açıkça ortaya çıktı. Bu tarihten sonraki ordu hayatımız zaten askerî reformlarla geçti.

Osman Gazi döneminde ordu, büyük ölçüde gönüllü "Alp" ve "Gazi"lerden oluşan hafif süvari birliklerine dayanıyordu. Ancak kuşatmaların uzun sürmesi ve kalelerin fethindeki zorluklar, Orhan Gazi döneminde ilk düzenli birliklerin kurulmasını zorunlu kıldı. Yaya ve Müsellem adı verilen bu ilk nizami birlikler, Osmanlı’nın uç beyliği karakterinden çıkıp kurumsal bir devlet olma yolundaki ilk askeri adımıydı. Bu yapı, ileride kurulacak olan profesyonel Yeniçeri Ocağı'nın da temelini oluşturdu.
Osmanlı Devleti, Avrupa'da bile henüz yeni olan ateşli silahları dünyada en etkin kullanan güçlerden biri olmuştur. Tarihçiler, Osmanlı ordusunda barutlu silahların ilk kez I. Murad döneminde (1380’ler) veya en geç I. Kosova Savaşı’nda (1389) kullanıldığını belirtir. İlk başta sadece kuşatmalarda kale duvarlarını dövmek için kullanılan devasa toplar, zamanla savaş meydanlarının kaderini tayin eden taşınabilir silahlara dönüşmüştür.
yüzyıla gelindiğinde, Osmanlı askeri dehası dünyayı sarsacak bir yeniliğe imza attı: Tüfekli piyadeler. Yeniçeri Ocağı, dünyada ateşli silahları (arkebüz ve fitilli tüfekler) toplu ve disiplinli bir şekilde kullanan ilk daimi ordu birliklerinden biri oldu. Özellikle II. Murad döneminde Macaristan seferlerinde karşılaşılan ateşli silah teknolojisi hızla kopyalanıp geliştirildi. 1444 Varna ve 1448 II. Kosova savaşları, tüfekli Yeniçerilerin savaş meydanındaki durdurulamaz gücünü tüm Avrupa’ya kanıtladı.
Ateşli silahlar konusundaki en büyük sıçrama kuşkusuz İstanbul’un fethinde yaşandı. Fatih Sultan Mehmet, bizzat matematiksel hesaplamalarını yaptığı devasa "Şahi" toplarıyla, o güne kadar yıkılamaz gözüken Orta Çağ surlarını yerle bir etti. Bu dönemde kurulan Topçu Ocağı, Osmanlı’yı ateşli silah teknolojisinde dünyanın zirvesine taşıdı. Artık savaşlar sadece kılıç ve kalkanla değil, mühendislik ve barut gücüyle kazanılıyordu.












.png)
Yorumlar