Milli Mücadele’nin Sessiz Gücü Alaşehir
- Emre Özdemir

- 16 Eyl
- 2 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 17 Eyl
Milli Mücadele tarihimiz denildiğinde çoğumuzun aklına Sivas ve Erzurum Kongreleri gelir. Oysa Anadolu’nun farklı köşelerinde, belki de adı çok duyulmayan ama direniş ruhunu ateşleyen başka kongreler de yapılmıştır. İşte Alaşehir Kongresi, onlardan biridir. 16-25 Ağustos 1919 tarihleri arasında toplanan bu kongre, Batı Anadolu’daki direnişin örgütlenmesi açısından hayati bir dönemeçtir.
O günlerin koşullarını düşünün: İzmir işgal edilmiş, Yunan ordusu hızla Anadolu içlerine doğru ilerliyor. Halk endişeli, köyler boşaltılıyor, yer yer direnişler başlıyor. İşte böyle bir ortamda Alaşehir’de bir araya gelen temsilciler, aslında çaresizlikten doğan bir cesareti ete kemiğe büründürüyordu. “Bu işgal böyle sürüp gidemez, biz de bir şey yapmalıyız” diyerek yola çıkmışlardı.
Kongrede alınan kararlar, belki Sivas’taki kadar büyük yankı uyandırmadı ama bölge insanına umut verdi. Batı Anadolu’da savunma birlikleri kurulması, milislerin daha organize hale getirilmesi ve işgale karşı birlikte hareket edilmesi, kongrenin en önemli çıktılarıydı. Bir başka deyişle Alaşehir Kongresi, “yerel” gibi görünen ama aslında “ulusal” mücadeleye giden yolun taşlarını döşeyen adımlardan biriydi.
Ne yazık ki tarihin adaleti biraz acımasızdır. Alaşehir Kongresi, çoğu ders kitabında birkaç satırla geçiştirilir. Oysa Anadolu insanının işgale karşı gösterdiği refleksi, kendi kaderine sahip çıkma iradesini göstermesi bakımından büyük bir anlam taşır. Bana kalırsa, bu kongreler “milli iradenin yerelden merkeze doğru yükselişini” simgeler.
Bugün geriye dönüp baktığımızda, Alaşehir’de toplanan o insanları hayranlıkla anmamak mümkün değil. Ne imkânları vardı, ne de ellerinde büyük bir güç… Ama bir milletin haysiyetini, bağımsızlık tutkusunu taşımaya yetecek kadar yürekleri vardı. İşte asıl mesele de buydu.
Belki de biz, Alaşehir Kongresi’ni unuttukça bir şeyleri eksik bırakıyoruz. Çünkü tarih sadece büyük zaferlerden değil, küçük ama cesur adımlardan da oluşur. Alaşehir’de atılan o adım olmasa, belki Sivas’ta, Erzurum’da alınan kararların da zemini bu kadar güçlü olmayacaktı.
Sonuçta Alaşehir Kongresi, bize şunu hatırlatıyor: Bağımsızlık mücadelesi, bir avuç insanın cesaretiyle başlar. Ve o cesaret, bir milletin kaderini değiştirebilir.













Yorumlar