1609 yılının yaz aylarında, Venedik’te bir matematik profesörü olan Galileo Galilei, Hollanda’da uzakları yakınlaştıran bir aletin icat edildiğine dair söylentiler duyduğunda, bu bilginin sadece askeri bir casusluk aracı değil, evrenin sırlarını çözecek bir anahtar olduğunu sezmişti. Kendi merceklerini büyük bir titizlikle taşlayarak yaptığı ve "perspicillum" adını verdiği teleskobu gökyüzüne çevirdiği o gece, insanlık tarihi için geri dönülemez bir eşikti. O ana dek Aristote
Camın insanlık tarihindeki yolculuğu, MÖ 3000'li yıllara, Mezopotamya ve Mısır medeniyetlerine kadar uzanır. Ancak Anadolu toprakları, camın sadece üretildiği değil, aynı zamanda eşsiz sanat eserlerine dönüştüğü, medeniyetler arası bir köprü vazifesi gördüğü önemli bir merkez olmuştur. Hititler döneminden itibaren Anadolu’da cam boncuklara ve basit kaplara rastlanması, camın bu topraklardaki kadim geçmişini gözler önüne serer. Helenistik ve Roma dönemlerinde ise cam üretimi v
Osmanlı saray teşrifatında ve günlük yaşamında tesbih, bir ibadet aracı olmanın çok ötesinde, kişinin vakarını, sosyal statüsünü ve zevk-i selimini temsil eden bir semboldü. Bu zengin tesbih kültürünün zirve noktasında ise hiç kuşkusuz Saray Kukası yer alıyordu. Kuka, sanıldığı gibi Anadolu topraklarında yetişen bir ağacın odunundan değil, okyanus ötesinden, tropikal bölgelerden, özellikle de Brezilya ve çevresinden gelen bir palmiye türünün (Attalea funifera) meyvesinden eld
"Beyaz yakalı" terimi, tarihin sahnesine ilk kez 20. yüzyılın başlarında, özellikle Amerikalı yazar Upton Sinclair tarafından yapılan tanımlamalarla çıkmıştır. Ancak bu sınıfın kökleri, 19. yüzyılın sonundaki İkinci Sanayi Devrimi'ne kadar uzanır. Fabrikaların devasa işletmelere dönüşmesiyle birlikte, artık sadece üretim yapmak yetmiyor; bu üretimi planlayacak, muhasebesini tutacak, satışını organize edecek ve devasa bir bürokrasiyi yönetecek yeni bir katmana ihtiyaç duyuluyo
Yorumlar