Takvim yaprakları 10 Kasım'ı gösterdiğinde, Türkiye için zaman farklı bir anlam kazanır. Bu tarih, yalnızca bir takvim günü değil, modern bir ulusun kurucusuna olan bağlılığının, sevgisinin ve minnetinin topluca ifade edildiği kolektif bir hafıza anıdır. 10 Kasım 1938, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu ve ilk Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk'ün İstanbul Dolmabahçe Sarayı'nda hayata gözlerini yumduğu gündür. Ancak bu tarih, bir "son" olarak değil, onun fikirlerinin ve mirası
16.yüzyıl Avrupa’sı, toplumsal ve siyasal yapıda belirgin kırılmaların yaşandığı bir dönemdi. Katolik Kilisesi, Ortaçağ boyunca sürdürdüğü geniş otoritesine rağmen 14. ve 15. yüzyıllarda yaşanan krizler nedeniyle nüfuz kaybetmeye başlamıştı. Avignon Papalığı ve Batı Schizması gibi kurumsal çalkantılar, Kilise’nin evrensel temsil iddiasını zayıflatmış; Kara Veba’nın yıkıcı etkileri ise ruhban sınıfının otoritesini sorgulatmıştı. Bu ortamda ekonomik ve siyasal gücünü korumakta
29 Ekim 1923, Türk tarihinin en kritik dönemeçlerinden birini temsil eder. Bu tarih, yalnızca bir yönetim biçiminin değişimi değil; Osmanlı İmparatorluğu’ndan miras kalan siyasal, toplumsal ve hukuksal yapının köklü biçimde dönüşümünü ifade eder. Cumhuriyetin ilanı, Türkiye’nin egemenliğin kaynağını ilahi otoriteden millet iradesine taşıdığı, modernleşme sürecinde yeni bir aşamaya geçtiği tarihi bir olaydır. Bu yazı, Cumhuriyetin ilanına giden süreci tarihsel, siyasal ve düşü
Yorumlar