Venedik'in İstanbul’la ilgisi ne zaman başladı?
- Editör

- 29 Haz 2021
- 1 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 6 gün önce
Venedik, İstanbul’un uzantısı gibiydi. Derken Bizans’ın ekonomisini de ele geçirdi. Şehrimizin Galata semtini Venedikliler iktisaden kasıp kavurdular. Yerlilerle aralarında arbede çıktı. 1185 yılı ve 1204’te intikam için Haçlı sürülerini Konstantinopolis’e yönlendirip şehri zapt ettirdiler. Venedik bu güzel şehrin yağmalanmasında, halkın katliamında ve imparatorluğun parçalanmasında en masum rolünü oynadı, sonrasında aslan payını da aldı.

Venedik’in İstanbul (o zamanki adıyla Konstantinopolis) ile olan derin bağı, 11. yüzyılın sonlarında, Bizans İmparatorluğu’nun askeri açıdan zayıfladığı bir dönemde başladı. 1082 yılında Bizans İmparatoru I. Aleksios Komnenos, Norman istilasına karşı Venedik donanmasından yardım istemek zorunda kaldı. Bu yardımın bedeli olarak yayınlanan "Altın Mühür" (Chrysobull) fermanı, Venedikli tüccarlara Konstantinopolis’te vergisiz ticaret yapma ve Haliç kıyısında kendilerine ait bir mahalle kurma ayrıcalığı tanıdı. Bu olay, Venedik’in İstanbul ekonomisine attığı ilk ve en güçlü imzadır.
Venedik ve İstanbul arasındaki ilişkinin en karanlık dönüm noktası kuşkusuz 1204 yılındaki Dördüncü Haçlı Seferi’dir. Başlangıçta Kudüs’ü kurtarmak için yola çıkan Haçlı ordusu, Venedik Dükü Enrico Dandolo’nun stratejik yönlendirmesiyle rotasını Konstantinopolis’e kırdı. Şehir istila edildi, yağmalandı ve bir Latin İmparatorluğu kuruldu. Bu olay, Bizans’ın belini büken bir darbe olurken, Venedik’in şehrin sanat eserlerini ve zenginliklerini (Bugün San Marco Meydanı'nda bulunan at heykelleri gibi) Venedik'e taşıyarak Akdeniz'in tartışmasız lideri olmasını sağladı.
1453 yılında İstanbul’un Osmanlılar tarafından fethiyle Venedik’in şehirle olan ilişkisi yeni bir boyuta evrildi. Fatih Sultan Mehmed, şehrin ticari canlılığını korumak adına Venediklilere benzer imtiyazlar tanıdı ve İstanbul’da sürekli bir elçi (Balyos) bulundurmalarına izin verdi. Osmanlı-Venedik ilişkileri, yüzyıllar boyunca Akdeniz hakimiyeti için yapılan kanlı savaşlarla (İnebahtı, Girit Seferi gibi) diplomatik ve ticari iş birlikleri arasında gidip gelen bir denge üzerinde yürüdü. Venedikli ressam Gentile Bellini'nin Fatih’in portresini yapmak için İstanbul’a gelmesi, bu rekabetin içindeki kültürel hayranlığın en güzel örneğidir.












.png)
Yorumlar